07 Aralık 2009 ~ 0 Comments

Yeni bir hareket için eski defterler

COP15′e bir kala Kopenhag’da heyecan ve beklenti yükselmeye devam ediyor. Ek-1 ülkelerinin (UNFCCC yani Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Cerçeve Sözleşmesi içerisinde OECD üyesi gelişmiş ülkeler ile eski Doğu Bloğu ülkelerinin yer aldığı ek. Türkiye’de burada yer alıyor) ayak sürümesinden bıkan, iklim meselesinin politikacılara bırakılamayacak kadar ciddi olduğunu gören yüzlerce genç bugün COP15 öncesi son düzlükte kapasite arttırmak, COP15 için strateji geliştirmek ve ortaklık kurmak için Gençlik Konferansında toplandı.

Sabah ilk olarak katıldığım Friends of the Earth International‘ın strateji toplantısında kuruluşun eski başkanlarından Malezyalı Meena Raman, gelinen süreçte gelenin gideni aratacağını, Cin ve Hindistan’ın yer almadığı bir protokole imza koymayan ABD’nin COP15′te sadece Kyoto Protokolünü (yani elimizdeki kırık dökük yanlarıyla da olsa tek hukuki bağlayıcılığı olan metni) öldürmekle kalmayıp aynı zamanda gelişmekte olan ülkelerden de daha fazlasını isteyeceğini belirtti. Bu daha fazla sektörde (REDD örneğinde ormancılığın), daha fazla ülkede ve daha geniş uygulama alanlarıyla (nükleer, biyoyakıtlar, karbon tutma ve saklama vb.) karbon piyasalarının büyümesini isteyen kapitalist sistem politikalarının bir sonucu.

Oğleden sonra henüz açılmamış ama yarıcoyn akşamki büyük açılışa hazırlanan Klimaforum‘dan tekrar Gençlik Konferansına yollandık. Bölgesel toplantılar arasında oldukça kalabalık geçen bir Avrupa gençlik hareketi toplantısından sonra tekrar genel oturumlara dönüldü. 2 günlük yoğun bir programa sahip ve 2005′te Montreal’deki COP11′deki ilk versiyonundan bu yana gelişerek bu sene 5.si yapılan Gençlik Konferansı, önemli bir konuk konuşmacının sözleriyle noktalandı.

Greenpeace International’ın yeni direktörü, Kumi Naidoo konferansın kapanışında COP15 için enerji ve heyecan toplayan gençlik delegelerine seslendi. Greenpeace’in önceki direktörlerinden farklı olarak ilk kez çevre hareketinde değil de kalkınma/yoksulluk ve insan hakları alanında uzun yıllar farklı platformlarda yer almış biri olan Naidoo, GCCA (Global Campaign for Climate Action)’nın direktörlüğünden sonra Greenpeace’i önümüzdeki süreçte iklim adaleti alanına daha çok dahil edecek en karizmatik kişiliklerden biri belki de. Konuşmasında tüm politikacıların ortak bir hastalıktan muzdarip olduğunu ve bu hastalığın da vatandaşları duyamama hastalığı olduğunu söyleyen Naidoo, kendi hayatından bir örnekle adalete ulaşmak için gerekli olanın hayatını vermek değil ama hayatının geri kalanını vermek olduğunu söyleyerek salonu ateşleyen konuşmasını tamamladı.

Yarın büyük bir gün. Politikacılardan umudumuz çok olduğundan değil, dünyanın 4 bir yanından bunca ses yanyana aynı amaç ile duracağımızdan. Yola devam.

Leave a Reply