14 Aralık 2009 ~ 0 Comments

İlk haftanın sonundan…

“Dünyayı kurtarmak için on gün” olarak lanse edilen COP15’de yarıyoldayız. Bu ilk hafta ayak sürümeler, kulak tıkamalar ve burun kıvırmalarla geçtiğine göre, ikinci yarının beklenmedik bir hızda gelişeceğini, ve sürprizlere gebe olduğunu öngörmek zor değil.

Yine de, kazanımları olmayan bir hafta değildi bu. Gerek Tuvalu’nun çıkışı, gerek Bella Center’ın her köşesinde hissedilen sivil toplum baskısı, bir çığ gibi büyüyen iklim adaleti talebinin gelişmiş ülkelerin bağış kırıntılarıyla geçiştirilemeyeceğini gösterdi.

Bunun doruk noktası 12/12 yürüyüşü oldu kuşkusuz. Yeşil’in ve Kızıl’ın, çevresel ve toplumsal tüm direniş güçlerinin ilk defa bu ölçekte buluştuğu, artık gözardı edilemez bir küresel harekete dönüşen İklim Adaleti mücadelesinin güç gösterisi niteliğinde bir gündü.

Peki ya kolluk güçlerinin buna tepkisi nasıl oldu dersiniz? Çok kalabalık ve kontrolsüz olmasına rağmen, saatler boyunca son derece sakin ve olaysız yürüyen kortejden orantısız tutuklamalarla gözdağı vermek, planlanan diğer eylemler öncesi korku salmak.

Tarihsel sorumluk, kişi bası salınım oranları ve yasal çerçeve tartışmaları devam ede dursun, bu manzara artık sokağın da müzakerelere taraf olduğunu işaret ediyor. Bu yüzden ikinci hafta sivil toplumun Bella Center’a girişine set çekilmiş oluşu şaşırtıcı değil.

Bu durumda üç tane bilinmezle karşı karşıyayız demektir. Bunlardan birincisi, delegelerin bundan sonraki virajlarda nasıl bir tutum sergileyeceği, toplantıların devap edip edemeyeceği. İkincisiyse, sürecin dışına itilen sivil toplumun radikalize olup olmayacağı.

Üçüncüsü ise, sokağın bir sonraki büyük randevusu olan Çarşamba günü Bella Center’ın önünde toplanacak binlerce kişinin, tarihin akışına yön verme tutkusuyla neler yapabilecekleri… Dünyanın İklim Adaleti çağrısı, duvarları aşıp içeride yankılanabilecek mi?

Paul Hawken, İklim Krizi hakkında güzel bir saptamada bulunmuş:

“Eğer bilime bakıp dünyaya ne olduğu hakkında kötümser değilseniz, verileri anlamıyorsunuz demektir. Eğer iklim adaleti için çalışan insanları görüp de iyimser değilseniz, nabzınız atmıyor demektir.”

İkinci hafta başlarken, buna bir madde daha eklemek gerekiyor:

“Eğer COP15′te olup bitenlere bakıp aklınız karışmıyorsa, belki de politikacılara çok güveniyorsunuz demektir.”

Leave a Reply