15 Aralık 2009 ~ 0 Comments

Klimaforum’dan Fosil Muhabbetleri

Kopenhag’da 15. taraflar toplantısına alternatif olarak yapılan Klimaforum’09’da gerçekleşen 15 Aralık’daki toplantıda, fosil yakıtlar tartışıldı.
Tartışma, Türkiye için oldukça anlamlıydı. Özellikle yerli malı haftasında hepimizin beslenme çantasından çıkarttığı, hükümetimizin iklim sorununa çözüm olarak önerdiği, bazı lobilerin vazgeçemediği kömür burada önemli bir rol oynuyor.

Önce isterseniz fosil yaklıtları ikiye ayıralım. Birincisi tabiki taşıması en kolay olan ve taşımacılık sektörünün yakıtı petrol. İkincisi, kullanmayı öğrendikten sonra çok sevindiğimiz ve iklim değişikliği ile aslında büyük halt ettiğimizi gösteren ısıtmanın yakıtı kömür.
Bu iki temel yaktı konusunda da çok popüler bir teori var; Peal Oil yada Peak Coal. Çok kabaca bu yakıtların kullanımı ve kalan rezervler arasında bir ilişkinin olduğu grafik. Bu grafikte bir yerde küresel yakıt kullanımı tepe yapıyor ve buna peak deniyor. Sonra, artan ve tepe noktasına gelen kömür yada petrol rezervlerin azalması, azaldığı için çıkartılmasının pahalı hale gelmesi ile tüketimi düşmeye başlıyor. Enerji çalışmalarında kullanılan bir model yani. İşte bu konuda açıklamalar ile başlayan toplantıda, fosil yakıtlar çeşiti boyutu ile tartışıldı.

Toplantının en heyecanlı konuşmacısı George Monbiot idi. Önce peak coal tartışmaları ile kibarca dalga geçti. Dalga geçmemek mümkün değil zaten. Birincisi, zaten tepe noktasına yaklaştık, kaynaklar azalınca düşecek, bu durumda kendimizi yormayalım ve ellerimizi yıkayarak doğal olarak kullanılmayan fosil yakıtın çözümünü bekleyelim dedirtiyor.. İkincisi, ya tepe noktası yanılmışsa, nap’caz? Birisi yanılmışız derse ne olcak. Hadi kötümser olmayalım diyebilirsiniz. Ama unutmayın ki son 20-30 yılın popüler teorisidir bu çok ısıtılır ve masaya servis edilir.

Burada fosil yakıt kullanmasak ne olur derken birileri enerjiye ihtiyacımız var diyebilir. Evet ihtiyacımız var ama bize anlatıldığı gibi mevcut ve ucuz kömür santrallerine mi, yoksa pahalı ve yeni yenilenebilirle mi gibi bir ikilem karşımıza çıkartılacaktır. Dünya Enerji ajansına göre, mevcut sistemleri ve gerekli gücü 2030’a kadar, yani önümüzdeki 21 yıl ayakta tutmanın maliyeti 35,5 Trilyon dolar. Yani şu anı sürdürmek para, hemde ciddi para. Dolayısıyla, karşımızda ucuz fosil enerji sistemleri yok, gayet pahalılılar.
Burada ülkemizdeki “yenilenebilir de çok pahalı canım” tartışmalarına küçük bir atıfı Monbiot’un izniyle yapalım. Siz iki şeyi maliyet olarak karşılaştırsanız, aynı maliyetleri katmak zorundasınız. Örneğin, sadece yenilenebilir yapma maliyetini koyup, “bu ülkemize maliyeti” derseniz ve aslında kömür ile yapma durumundaki herhangi bir maliyeti tam olarak koymazsanız, aslında size üçkağıtçı, günümüzde ise “enerji analizti” falan derler. Fosil yakıt santrallerine kurma + yakıt + işletme + bakım + bölgede yok olan tarım + halk hastalıkları + küresel ısınma gibi bir faktörü koyarsanız, işte o zaman doğru maliyeti bulursunuz. Bunları ihtiyacınız kadar santralle yaparsanız, göreceksiniz, aslında kömür çook pahalı.

Burda biraz ahkam da keseyim, bugün böylesi bir maliyet hesabında rüzgarın kömürden çok ucuz, güneş enerjisininde nükleerden ucuz olduğunu göreceksiniz. Hatta enerji verimliliği ise hepsini yener! Ayrıca bunlar küresel ısınma da yapmazlar.
Sonuç olarak, Monbiot’a dönersek, aslında varolan sistemi ve anlayışı sürdürmenin bile ciddi bir maliyet olduğunu, hatta pahalı bile olduğunu söylüyor.

Son olarak, Monbiot, yeni geliştirdiği temiz kömür teknolojilerine ve karbon tutma ve saklama teknolojisi ile ilgili buluşundan bahsetti. Bu yöntem, bilimsel olarak kanıtlanmış, jeolojik olarak zarar vermeyen, gayet de ucuz bir teknoloji; kömürü rezervinde bırakma teknolojisi. Çok keyifli olsada, tercihim, daha çok “en temiz kömür, yanmayan kömürdür” sözü ile bağdaşıyor.
Klimaforum’da diğer konuşmacılara nazaran keyif katan George Monbiot, aslında konu fosil yakıt olsada, iklim meselesinde bir adım atlımamasını eleştiriyorken, karşımıza çıkan sorunun ciddiye karşısında son dakikaya kadar birşeylerin yapılmasını söylüyor.monbiot

Bu arada “Türkiye’nin kömürle dansı” adlı filmi gördünüz mü?

Leave a Reply