<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İklim için Gençlik</title>
	<atom:link href="http://cop15.iklimicingenclik.com/?feed=rss2" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://cop15.iklimicingenclik.com</link>
	<description>Adil, Sürdürülebilir ve Katılımcı Bir İklim Politikası İçin Gençlik Katılımı Şart</description>
	<lastBuildDate>Wed, 20 Jan 2010 21:33:28 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Beni benden aldın Türkiye!!</title>
		<link>http://cop15.iklimicingenclik.com/?p=269</link>
		<comments>http://cop15.iklimicingenclik.com/?p=269#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Dec 2009 12:50:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Duygu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Duygu Caymaz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://cop15.iklimicingenclik.com/?p=269</guid>
		<description><![CDATA[14 Aralık 2009 tarihinde Türkiye’nin açıkladığı muhteşem ‘iklim değişikliği ulusal strateji taslağı’ benim oturduğum yerden gözlere pek iç açıcı gözükmedi. Bela Center’ı birbirine katan Tuvalu’dan sonra belki gerçekçilere göre sönük ama benim için içler acısı denilecek kadar üzücüydü. Her grafiklerinde ve cümlelerinde Türkiye’nin diğer ülkelerin yanında kirlettiğinin bir hiç olduğunu vurgulayan delegeler, neredeyse dünyaya ‘yer [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>14 Aralık 2009 tarihinde Türkiye’nin açıkladığı muhteşem ‘iklim değişikliği ulusal strateji taslağı’ benim oturduğum yerden gözlere pek iç açıcı gözükmedi. Bela Center’ı birbirine katan Tuvalu’dan sonra belki gerçekçilere göre sönük ama benim için içler acısı denilecek kadar üzücüydü. Her grafiklerinde ve cümlelerinde Türkiye’nin diğer ülkelerin yanında kirlettiğinin bir hiç olduğunu vurgulayan delegeler, neredeyse dünyaya ‘yer açın bizim kirli enerjiyle daha çok işimiz var’ dediler. Otomotiv Sanayicileri ile bu zirveye katılımları ise baştan umut kırıcıydı. Karbon piyasasını sonuna kadar destekleyen sunumları yarım saat sürerken; ‘iklim’ ve ‘değişikliği’ kelimeleri yan yana bekli iki kere duyuldu. Çünkü iklim değişikliğinin tartışılacağı yerin sanki 2 gün önce 100.000 kişi Hindistan’da yürümüş gibi Kopenhag zirvesinin olmadığı kanaatindeydiler. Ve maalesef 10 gündür beklediğim alkışları toplamaya yine yetmediler.<br />
İklim değişikliğinin konuşulması gereken yer bu sene, bu ay Kopenhag zirvesiydi. Çay ve kahve aralarında konuşulması yeterli olmayan iklim değişikliğinin, kendinden ölümler ve yıkımlarla birlikte söz ettireceği bazı karar vericiler tarafından sanırım henüz anlaşılmamış. İklim değişikliği ile mücadelede potansiyeli hayli yüksek olan ülkem bunu kullanmayı ya becerir ya da küresel bir iklim krizinde yenilir.</p>
<p>Duygu Caymaz</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://cop15.iklimicingenclik.com/?feed=rss2&amp;p=269</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sahi, Türkiye&#8217;nin istediği neydi?</title>
		<link>http://cop15.iklimicingenclik.com/?p=263</link>
		<comments>http://cop15.iklimicingenclik.com/?p=263#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Dec 2009 12:01:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ethemcan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ethemcan Turhan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://cop15.iklimicingenclik.com/?p=263</guid>
		<description><![CDATA[Sizlere bu yazıyı Kopenhag&#8217;dan değil Ankara&#8217;dan yazıyorum. Zirve sona yaklaşırken ve devlet başkanları düzeyinde toplantılarda çözümü &#8220;başka bahara&#8221; erteleyelim halet-i ruhiyesindeyken, ben de eve döndüm. Hayır, pes ettiğimizden değil, aksine IPCC Başkanı Dr. Pachauri&#8217;nin gençlikle diyalog toplantısında dediği gibi önce yereli değiştirmek ve örgütlemek için.
Biraz önce gazeteyi açtığımda Radikal&#8217;de şu başlığı gördüm: &#8220;Türkiye zirveden istediğini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sizlere bu yazıyı Kopenhag&#8217;dan değil Ankara&#8217;dan yazıyorum. Zirve sona yaklaşırken ve devlet başkanları düzeyinde toplantılarda çözümü &#8220;başka bahara&#8221; erteleyelim halet-i ruhiyesindeyken, ben de eve döndüm. Hayır, pes ettiğimizden değil, aksine IPCC Başkanı Dr. Pachauri&#8217;nin gençlikle diyalog toplantısında dediği gibi önce yereli değiştirmek ve örgütlemek için.</p>
<p>Biraz önce gazeteyi açtığımda Radikal&#8217;de şu başlığı gördüm: &#8220;<a href="http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&amp;ArticleID=969900&amp;Date=18.12.2009&amp;CategoryID=85">Türkiye zirveden istediğini aldı</a>&#8220;. Yazıyı okuyunca iklim müzakerelerini yürüten başmüzakerecimiz büyükelçi Mithat Rende&#8217;nin toplantılarda şeffaf ve tarafsız olamadığı için en başından beri eleştirilen ve nihayetinde COP15 başkanlığından istifa eden Danimarka eski iklim bakanı, taze AB iklim komiseri Connie Hedegaard ile görüşerek anlaşılması beklenen &#8220;taslak metne&#8221; Türkiye&#8217;nin özel şartlarını koymayı başardıklarını belirttiğini gördüm.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-264" title="connie" src="http://cop15.iklimicingenclik.com/wp-content/uploads/2009/12/connie-300x134.jpg" alt="connie" width="300" height="134" /></p>
<p>Yani bunun Türkçesi şu: Türkiye, Cumhurbaşkanımızın da dediği gibi &#8220;adil bir iklim rejiminde&#8221; yerini almak istiyor fakat bu adalete erişilebilmesi için sorumluluk almıyor. Dahası tek derdi finansman ve teknoloji transferiymiş gibi bir retorik izliyor. Sayın Rende, yine Radikal&#8217;e verdiği demeçte &#8220;Buradan bağlayıcı bir belge çıkmayacağına göre, bizim bir hedef açıklamamıza gerek yok&#8221; diye de eklemiş. Anlayacağınız imzalamayı 12 yıl ertelediğimiz BM İklim Değişikliği Cerceve Sözleşmesi ile Kyoto Protokolü gibi &#8220;özel ve güzel şartlarımız&#8221; ve &#8220;yalnız ve güzel ülke&#8221; olmamızdan kelli seneye kadar bir erteleyelim de sonrasına bakarız diye tercüme ediyorum ben bunu.</p>
<p>Evet, biliyoruz ki Türkiye kalkınmasına halen devam eden bir ülke olarak atmosferin kompozisyonunun değiştirilmesinde ABD, AB, Japonya, Avustralya, Kanada vb. gibi gelişmiş ülkelerin ve blokların sahip olduğu tarihsel sorumluluğu paylaşmıyor. Öte yandan Cin, Brezilya, Hindistan gibi yeni dünyanın büyük güçlerinin yanında duracak hızda artış gösteren bir seragazı salım trendine sahibiz. Brezilya lideri Lula&#8217;nın biraz önceki konuşmasında &#8220;Bu tartışmalardan bunaldım ve yoruldum, zaman harekete geçme vakti, biz aldığımız tek taraflı taahhütlerle zaten %36 azaltıma gidiyoruz, herkesin sorumluluk alması gerekir&#8221; dedikten sonra konuşan ABD lideri Obama&#8217;nın özeti &#8220;Gelişmekte olan ülkeler katılmazsa size %17&#8242;den fazla azaltım, uyum içinse para mara yok&#8221; şeklinde olan mesajının takip etmesi oldukça ironik. Evet, biliyoruz Obama umudu temsil ediyordu, Kopenhag&#8217;da ise &#8220;Bu metni alalım, elimiz boş dönmeyelim, hadi tarih yazın&#8221; diye bastırırken aslında 2 gün önce basına sızdığı gibi <a href="http://itsgettinghotinhere.org/2009/12/17/leaked-un-report-on-emissions-over-3-degrees-c-550-ppm/">ortalama 3 derece bir sıcaklık artışı ve atmosferde 550 ppm</a>&#8216;de sabitlenecek bir ortak uzlaşıyı savunuyordu. Hatta öyle ki kararlılıkla &#8220;Bu işi bugün burada çözelim&#8221; derken daha iyisini  yapabileceklerinden bahsetmedi. Oysa biz Türkiye&#8217;den daha iyisini isteyebiliriz. Aynı Lesotho Başbakanı, Pathalite Mosislli&#8217;nin Kopenhag&#8217;dan yasal bağlayıcılığı olmayan bir uzlaşı çıkma ihtimaliyle dediği gibi &#8220;Burada yaşadığımız şey bir hayal kırıklığından daha fazlası&#8221;. Türkiye&#8217;nin bölgesinde siyasi ve ekonomik bir güç olma isteğinin farkında olarak iklim adaletine ulaşma konusunda da liderlik etmesini isterdik ama anlaşılan o ki &#8220;ortak fakat farklılaşmış sorumsuzluklarımız&#8221; adalet mefhumunu içermiyor.</p>
<p>Sayın başmüzakerecinin dediği gibi Türkiye, yerinden oynamayan koca bir kaya gibi durarak istediğini almış olabilir veya sadece harekete geçmeyi ertelemiş ve gecikmelerine bir gecikme daha eklemiş olabilir, bunu zaman gösterecek. Ama bir dakika durun ve düşünün, sizler Türkiye değil misiniz? Sizin istediğiniz ileri görüşlü, bağlayıcı ve adil bir anlaşma gerçekten bu mu? Türkiye&#8217;nin dünya nüfusuyla beraber, geleceğinin adil ve güvenli olmasını isteyen kuşaklarının istediği bu mu? Bizlere bunu sordular mı?</p>
<p>Hala ulusal stratejide &#8220;yerli&#8221; kömür ve nükleerden bahseden, cap&#8217;i olmayan trade sistemleriyle gönüllü karbon piyasaları aracılığıyla birilerinin ceplerini dolduran bir Türkiye mi bizim istediğimiz? COP15 boyunca iş dünyası hariç sivil toplumunu bir kez olsun üst düzey bir bilgilendirme/istişare toplantısı için davet etmeyen bir Türkiye mi?</p>
<p>Sahi, sizin Türkiye&#8217;nin COP15&#8242;ten eve getirmesini istediğiniz şey neydi?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://cop15.iklimicingenclik.com/?feed=rss2&amp;p=263</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Endonezya&#8217;nın tarihsel sorumluluğu Türkiye&#8217;den fazla mıdır?</title>
		<link>http://cop15.iklimicingenclik.com/?p=257</link>
		<comments>http://cop15.iklimicingenclik.com/?p=257#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Dec 2009 13:23:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ethemcan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ethemcan Turhan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://cop15.iklimicingenclik.com/?p=257</guid>
		<description><![CDATA[Kopenhag&#8217;da tarihsel bir dönemeç olan toplantı devam ederken tarihsel sorumluluktan bahsetmek gerçekten ayrı bir önem taşıyor. Toplantıda Salı gününden başlayarak hızlı bir şekilde sivil sesler azaldıkça ve devlet başkanları ve bakanlar Kopenhag&#8217;a varmaya başladıkça halının altına itilen tozlar daha da belirgin hale gelmeye başlıyor. Geçtiğimiz hafta 16000 sivil toplum delegesinin Salı günü 1000 kişiye Perşembeden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kopenhag&#8217;da tarihsel bir dönemeç olan toplantı devam ederken tari<img class="alignright size-medium wp-image-259" title="foei" src="http://cop15.iklimicingenclik.com/wp-content/uploads/2009/12/foei-199x300.jpg" alt="foei" width="199" height="300" />hsel sorumluluktan bahsetmek gerçekten ayrı bir önem taşıyor. Toplantıda Salı gününden başlayarak hızlı bir şekilde sivil sesler azaldıkça ve devlet başkanları ve bakanlar Kopenhag&#8217;a varmaya başladıkça halının altına itilen tozlar daha da belirgin hale gelmeye başlıyor. Geçtiğimiz hafta 16000 sivil toplum delegesinin Salı günü 1000 kişiye Perşembeden itibaren de sadece 90 kişiye düşürülmesi, Tuvalu Başbakanının da  &#8220;Buraya şeffaf ve adil bir toplantı umarak geldik ama maalesef buradaki gerçeklik böyle değil&#8221; demecinde belirttiği gibi &#8220;şeffaflık ve adalet&#8221; kavramlarının içinin Danimarka topraklarında nasıl içinin boşaltıldığını gösteriyor. Kopenhag&#8217;daki herkesin alıntı yapmaktan hoşlandığı ünlü Hamlet dizesinde denildiği gibi: &#8220;Danimarka Krallığında kokuşmuş birşeyler var.&#8221;</p>
<p>Bu noktada Türkiye&#8217;nin geçen pazartesi açıklamaya çalıştığı ama pek de açıklayamadığı belirsiz ve taslak olmakta direnen pozisyonuna vurgu yapmakta fayda var. Uzun bir belirsizlik döneminden sonra iklim başmüzakerecisi olarak atanan Büyükelçi Mithat Rende&#8217;nin dün yaptığı: &#8220;Türkiye, gelişmiş ülkeler arasında yer almasına rağmen gelişmekte olan bir ülke. Herhangi bir azaltım hedefi açıklamayacağız.&#8221; açıklamasını da yukarıda bahsettiğim &#8220;şeffaflık ve adalet&#8221; kavramları eşliğinde değerlendirmek doğru olacaktır. Ozel kosullarına vurgu yaparak UNFCCC altında sürekli olarak kaçak oynayan Türkiye, bu anlamda Kopenhag sürecini de doğru okuyamıyor ve gereğini yaparak gerçekci hareket edemiyor. Türkiye&#8217;nin kişi başına 5.3 ton karbondioksit salınımıyla birlikte aynı listede yer aldığı gelişmiş OECD ülkelerinin altında olduğunun ve hızla gelişen bir ekonomisi ve artan nüfusu olduğunun bizler de farkındayız. Ama buna ek olarak Türkiye&#8217;nin 1990-2007 arası %119 oranında seragazı salım artışı yaptığının ve böyle giderse (ki böyle gelmiş böyle gider senaryosunun teknik adını referans senaryo koymuşlar) 2020&#8242;de artışı %301&#8242;e vuracak [yutaklar çıkarılarak] olan salımlarının da farkındayız ve bunu dillendirmekten çekinmiyoruz. Sayın büyükelçinin dillendirmediği şey sadece bu da değil: Türkiye&#8217;nin herhangi bir hedef almayacağını açıklarken Türkiye&#8217;nin, 12 yıllık bir gecikmeyle taraf olduğu Kyoto Protokolü&#8217;nün devamından mı yoksa tarafı olduğu gelişmiş OECD ülkelerinin istediği gibi öldürülmesinden mi taraf olmadığını da henüz bizlere açıklamış değil. Dahası Türkiye, Kyoto&#8217;nun kaymağı(!) denilebilecek karbon piyasalarından gelecek finansmandan faydalanmak için ellerini ovuştururken (ve en azından 2012&#8242;ye kadar buna uygun olacak bir yasal pozisyonu yokken), ne finansman ne teknoloji transferi konusunda kimin yanında duracağına dair herhangi bir renk vermiyor. Gelişmekte olan bir ülke olarak gelişmiş ülkelerin arasında ne işinin olduğundan ve orada neden durmakta ısrar ettiğini de bize samimiyetle anlatmıyor. G77 ve Çin&#8217;in yanında değil, OECD ülkelerinin yanında durmasını bir AB üyelik kozu olarak kullanmaya çalıştığından bizlere açıklıkla bahsetmiyor. Bu yüzden de maalesef tarihsel sorumluluğu değil de tarihsel sorumsuzluğunu yansıtıyor.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin gelişmesini tamamlaması, halkına temiz/ucuz ve güvenli enerji sağlaması, temiz bir çevrede yaşama hakkına saygı göstermesi, gelecek kuşakların ve sesi çıkmayan en kırılgan kitlelerin haklarını savunması için fosil yakıtlarla büyümeye ihtiyacı yok. Uluslararası iklim adaletinin sağlanması için adil ve sürdürülebilir, gençlerin ve tüm halkın sesini dinleyerek harekete geçen bir iklim politikasına ihtiyacı var. Dün akşam geleceklerini, birkaç şirket CEO&#8217;suyla gelişmiş ülke liderlerinin bir sonraki veya en iyi ihtimalle iki sonraki seçimden başka birşey düşünmeyerek dillendirdikleri anlamsız politikalarına kurban etmeyeceklerini açıklayarak <a href="http://www.demotix.com/news/international-youth-stage-sit-un-climate-conference-inside-bella-center-cop15-copenhagen-denmark">konferans merkezinden çıkmayı reddeden gençlerle</a> birlikte durmaya ihtiyacı var. Ulusal iklim değişik<img class="alignleft size-medium wp-image-258" title="youth sit in" src="http://cop15.iklimicingenclik.com/wp-content/uploads/2009/12/youth-sit-in-300x225.jpg" alt="youth sit in" width="300" height="225" />liği strateji belgesinde güneş enerjisi yerine kömürden bahseden bir ülke olmayı, sürekli geç ve geride kalan bir ülke olmayı içimize sindiremiyoruz. Bunu, tüm dünyanın sesiyle birlikte liderlerimizin duymaya ihtiyacı var. Türkiye&#8217;nin ulusal delegasyonundaki 88 kişi Kopenhag&#8217;a iklim turizmine değil, tarihin kırılma noktalarından birine imza atmaya gitti, hakkını verdiklerini görmek de bizim hakkımız.</p>
<p>2020&#8242;de Israil referans senaryosundan %20, finansman sağlandığı takdirde Meksika %30, kalkınma göstergeleri Türkiye&#8217;nin çok daha altında olan Endonezya bile %41 azaltım hedefi açıklarken Türkiye&#8217;nin tarihsel sorumluluğumuz yok diyerek ıslanmamak için denizden kaçan çocuk misali yerinden hareket etmeme politikası izleme sorumsuzluğu yapmaya hakkı yok.  Ortada bir sorumluluk yoksa sorumsuzluk var demektir ve tüm Dünya ile birlikte Türkiye&#8217;nin gelecek kuşakları da bunun hesabını soracaktır. Cumhurbaşkanımızın liderler zirvesinde konuşma yapmak üzere Kopenhag&#8217;a vardığı saatlerle bunu dikkatle okumakta fayda var. Bizlere ulusal strateji belgesi adına kontrolsüz gönüllü karbon piyasalarının faydalarından(!) bahsetmek yerine hemen şimdi yenilenebilir enerjileri teşvik edecek sübvansiyonları ve referans senaryosundan 2020 itibariyle %30 azaltım sağlayacak bir iklim paketini yürürlüğe sokabilirsiniz.</p>
<p><strong>Vandana Shiva&#8217;nın Klimaforum&#8217;da dediği gibi &#8220;Hükümetler uyursa, halklar ayağa kalkar&#8221;. Lütfen, ya liderlik edin, ya yoldan çekilin.</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://cop15.iklimicingenclik.com/?feed=rss2&amp;p=257</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kopenhag&#8217;da sokak geri sayımı başladı..</title>
		<link>http://cop15.iklimicingenclik.com/?p=247</link>
		<comments>http://cop15.iklimicingenclik.com/?p=247#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Dec 2009 23:20:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Onder</dc:creator>
				<category><![CDATA[Önder Algedik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://cop15.iklimicingenclik.com/?p=247</guid>
		<description><![CDATA[10 gün boyunca ülkeler konuyu uzattı.. Sürecin tehlikeye girmesi ile hafta sonu bakanlar çağrıldı ve sonuç alınmaya çalışıldı. Gordon Brown, gelen haberler sonucunda gelişini iki gün önce çekti. Afrika ülkeleri ve ada devletleri çözüm için çarpıştıkça ve karşılarında fosil devletleri gördükçe, Bella Center’daki toplantıda yer alan STK temsilcileri eylem üstüne eylem yaptılar&#8230; Cumartesi günü ise, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>10 gün boyunca ülkeler konuyu uzattı.. Sürecin tehlikeye girmesi ile hafta sonu bakanlar çağrıldı ve sonuç alınmaya çalışıldı. Gordon Brown, gelen haberler sonucunda gelişini iki gün önce çekti. Afrika ülkeleri ve ada devletleri çözüm için çarpıştıkça ve karşılarında fosil devletleri gördükçe, Bella Center’daki toplantıda yer alan STK temsilcileri eylem üstüne eylem yaptılar&#8230; Cumartesi günü ise, bu sefer, 100.000’den fazla insan sokaklardaydı&#8230;</p>
<p><strong>Saatler çözümü kaçınılmaz kılarken dünya sessiz kalamazdı&#8230;</strong></p>
<p><strong>Çözüm ise yalnız başına politikacılara emanet edilemezdi</strong>. Peki dünya birleşecek korkusu varsa ne yapılabilirdi?.</p>
<p>Danimarka medyası önce şiddeti işledi. Sonra polis metrolarda gezindi ve korkuyu arttırmaya çalıştı. Barış içinde dünya için çözüm isteyenler Kopenhag sokaklarını doldururken, yoldan geçen 1000 kişi gözaltına alındı. Nitekim hepsi serbest kaldı ve sadece 3’ü tutulandı. O kadar yaratılan korkuya rağmen 3 kişi!</p>
<p>Pazartesi’ni Salı’ya bağlayan gece ise meşhur Christiania basıldı. Çünkü 70’lerde askeri üs olup boşaltılan bu yer, her seferinde vergi vermiyorlar, komünal yaşıyorlar diye basılmıştı. Burası polise alışıktı. Nitekim duvarlarındaki resimli tarihlerde ya eylem, ya eğlence yada polis baskını vardır. İşte burayı gece 2’de basarak 200 kişiyi gözaltına aldılar.</p>
<p>Yani Danimarka polisi yürürken yada uyurken sizi gözaltına alır, sonuç budur!</p>
<p>Kesin olan birşey varsa Danimarka devleti ipleri elinden bırakmak istemiyor. Kesin olan birşey varsa, bugün iklim sorunu katılım sorunudur, hak sorunudur, barış sorunudur aslında. Kesin olan birşey varsa, yarın sabah onbinlerce insan bunun için Bella Center çeveresinde olacak. Orada bu kadar insanın olmamasının yolu eylemdeki şiddetten değil, eyleme gitmeden kazınan şiddetten gelir. Tıpkı Cumartesi günü yoldan geçen  1000 kişiyi tutuklamak, tıpkı Christiania’ı gece basmak gibi.</p>
<p>Çarşamba sabahı en az 3 kol olacak. Birinci kol, toplantılara artık katılamayan sarı kol. İkinci kol mavi, üçüncüsü ise yeşil kol. Hepsi Bella Center’ın etrafında toplanacak. Son bir kol ise içeride, sivil toplum temsilcileri..</p>
<p>Yarın artık bugündür, beklemeye gerek yok.. Hele hele iklim için bekleyecek zamanımız yok. IPCC başkanı, Nobel’li Pachauri söylüyor; Bilim rolünü yerine getirdi, şimdi hareket etme zamanı”.. Şu sözlerinide yanına koyun lütfen ”Mesajımızı iletmek için tek yol halk hareketi. Yerel ve merkezi politikacıları etkileyin ki 6-12 ay içinde yükümlülüklerin sıkılaşmasını sağlayabiliriz.” Yani IPCC başkanı Pachaur, Pazartesi günü gençlere bunları söylüyor.</p>
<p>Salı akşamı Daniamrka Başkabakanı Rassmussen’in “ dünya bizi seyrediyor” sözleri duyuldu. O da çözüm için çağırıyor. Yani harekete geçme için çağrı hertarafı sarmış durumda.</p>
<p><strong><span style="color: #800000">Yaşama hakkınızı müzakere ettirmeyin, müzakerelere seyirci kalmayın, parçası olun!</span></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://cop15.iklimicingenclik.com/?feed=rss2&amp;p=247</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Klimaforum&#8217;dan Fosil Muhabbetleri</title>
		<link>http://cop15.iklimicingenclik.com/?p=241</link>
		<comments>http://cop15.iklimicingenclik.com/?p=241#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Dec 2009 20:46:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Onder</dc:creator>
				<category><![CDATA[Önder Algedik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://cop15.iklimicingenclik.com/?p=241</guid>
		<description><![CDATA[Kopenhag’da 15. taraflar toplantısına alternatif olarak yapılan Klimaforum’09’da gerçekleşen 15 Aralık’daki toplantıda, fosil yakıtlar tartışıldı.
Tartışma, Türkiye için oldukça anlamlıydı. Özellikle yerli malı haftasında hepimizin beslenme çantasından çıkarttığı, hükümetimizin iklim sorununa çözüm olarak önerdiği, bazı lobilerin vazgeçemediği kömür burada önemli bir rol oynuyor.
Önce isterseniz fosil yaklıtları ikiye ayıralım. Birincisi tabiki taşıması en kolay olan ve taşımacılık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kopenhag’da 15. taraflar toplantısına alternatif olarak yapılan Klimaforum’09’da gerçekleşen 15 Aralık’daki toplantıda, fosil yakıtlar tartışıldı.<br />
Tartışma, Türkiye için oldukça anlamlıydı. Özellikle yerli malı haftasında hepimizin beslenme çantasından çıkarttığı, hükümetimizin iklim sorununa çözüm olarak önerdiği, bazı lobilerin vazgeçemediği kömür burada önemli bir rol oynuyor.</p>
<p>Önce isterseniz fosil yaklıtları ikiye ayıralım. Birincisi tabiki taşıması en kolay olan ve taşımacılık sektörünün yakıtı petrol. İkincisi, kullanmayı öğrendikten sonra çok sevindiğimiz ve iklim değişikliği ile aslında büyük halt ettiğimizi gösteren ısıtmanın yakıtı kömür.<br />
Bu iki temel yaktı konusunda da çok popüler bir teori var; Peal Oil yada Peak Coal. Çok kabaca bu yakıtların kullanımı ve kalan rezervler arasında bir ilişkinin olduğu grafik. Bu grafikte bir yerde küresel yakıt kullanımı tepe yapıyor ve buna peak deniyor. Sonra, artan ve tepe noktasına gelen kömür yada petrol rezervlerin azalması, azaldığı için çıkartılmasının pahalı hale gelmesi ile tüketimi düşmeye başlıyor. Enerji çalışmalarında kullanılan bir model yani. İşte bu konuda açıklamalar ile başlayan toplantıda, fosil yakıtlar çeşiti boyutu ile tartışıldı.</p>
<p>Toplantının en heyecanlı konuşmacısı George Monbiot idi. Önce peak coal tartışmaları ile kibarca dalga geçti. Dalga geçmemek mümkün değil zaten. Birincisi, zaten tepe noktasına yaklaştık, kaynaklar azalınca düşecek, bu durumda kendimizi yormayalım ve ellerimizi yıkayarak doğal olarak kullanılmayan fosil yakıtın çözümünü bekleyelim dedirtiyor.. İkincisi, ya tepe noktası yanılmışsa, nap’caz? Birisi yanılmışız derse ne olcak. Hadi kötümser olmayalım diyebilirsiniz. Ama unutmayın ki son 20-30 yılın popüler teorisidir bu çok ısıtılır ve masaya servis edilir.</p>
<p>Burada fosil yakıt kullanmasak ne olur derken birileri enerjiye ihtiyacımız var diyebilir. Evet ihtiyacımız var ama bize anlatıldığı gibi mevcut ve ucuz kömür santrallerine mi, yoksa pahalı ve yeni yenilenebilirle mi gibi bir ikilem karşımıza çıkartılacaktır. Dünya Enerji ajansına göre, mevcut sistemleri ve gerekli gücü 2030’a kadar, yani önümüzdeki 21 yıl ayakta  tutmanın maliyeti 35,5 Trilyon dolar. Yani şu anı sürdürmek para, hemde ciddi para. Dolayısıyla, karşımızda ucuz fosil enerji sistemleri yok, gayet pahalılılar.<br />
Burada ülkemizdeki “yenilenebilir de çok pahalı canım” tartışmalarına küçük bir atıfı Monbiot’un izniyle yapalım. Siz iki şeyi maliyet olarak karşılaştırsanız, aynı maliyetleri katmak zorundasınız. Örneğin, sadece yenilenebilir yapma maliyetini koyup, “bu ülkemize maliyeti” derseniz ve aslında kömür ile yapma durumundaki herhangi bir maliyeti tam olarak koymazsanız, aslında size üçkağıtçı, günümüzde ise “enerji analizti” falan derler. Fosil yakıt santrallerine kurma + yakıt + işletme + bakım + bölgede yok olan tarım + halk hastalıkları + küresel ısınma gibi bir faktörü koyarsanız, işte o zaman doğru maliyeti bulursunuz. Bunları ihtiyacınız kadar santralle yaparsanız, göreceksiniz, aslında kömür çook pahalı.</p>
<p>Burda biraz ahkam da keseyim, bugün böylesi bir maliyet hesabında rüzgarın kömürden çok ucuz, güneş enerjisininde nükleerden ucuz olduğunu göreceksiniz. Hatta enerji verimliliği ise hepsini yener! Ayrıca bunlar küresel ısınma da yapmazlar.<br />
Sonuç olarak, Monbiot’a dönersek, aslında varolan sistemi ve anlayışı sürdürmenin bile ciddi bir maliyet olduğunu, hatta pahalı bile olduğunu söylüyor.</p>
<p>Son olarak, Monbiot, yeni geliştirdiği temiz kömür teknolojilerine ve karbon tutma ve saklama teknolojisi ile ilgili buluşundan bahsetti. Bu yöntem, bilimsel olarak kanıtlanmış, jeolojik olarak zarar vermeyen, gayet de ucuz bir teknoloji; kömürü rezervinde bırakma teknolojisi. Çok keyifli olsada, tercihim, daha çok “en temiz kömür, yanmayan kömürdür” sözü ile bağdaşıyor.<br />
Klimaforum’da diğer konuşmacılara nazaran keyif katan George Monbiot, aslında konu fosil yakıt olsada, iklim meselesinde bir adım atlımamasını eleştiriyorken, karşımıza çıkan sorunun ciddiye karşısında son dakikaya kadar birşeylerin yapılmasını söylüyor.<img class="alignright size-thumbnail wp-image-245" src="http://cop15.iklimicingenclik.com/wp-content/uploads/2009/12/monbiot1-150x150.jpg" alt="monbiot" width="150" height="150" /></p>
<p>Bu arada “Türkiye’nin kömürle dansı” adlı filmi gördünüz mü?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://cop15.iklimicingenclik.com/?feed=rss2&amp;p=241</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kopenhag Postası &#8220;Eylem Özel&#8221; sayısı çıktı!</title>
		<link>http://cop15.iklimicingenclik.com/?p=236</link>
		<comments>http://cop15.iklimicingenclik.com/?p=236#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Dec 2009 13:09:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İklim için Gençlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://cop15.iklimicingenclik.com/?p=236</guid>
		<description><![CDATA[Vatandaş uyuma gezegenine sahip çık temalı, Kopenhag'daki eylemlere katılan temsilcilerimizin gözlemlerini içeren Kopenhag Postası yayında! Devamı için...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Vatandaş uyuma gezegenine sahip çık temalı, Kopenhag&#8217;daki eylemlere katılan temsilcilerimizin gözlemlerini içeren Kopenhag Postası yayında!</p>
<p>İndirmek için lütfen <strong><a href="http://cop15.iklimicingenclik.com/wp-content/uploads/2009/12/eylem-ozel.pdf" target="_blank">burayı tıklayınız</a>.</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://cop15.iklimicingenclik.com/?feed=rss2&amp;p=236</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiye neye ortak oluyor?</title>
		<link>http://cop15.iklimicingenclik.com/?p=230</link>
		<comments>http://cop15.iklimicingenclik.com/?p=230#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Dec 2009 09:04:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ethemcan Turhan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://cop15.iklimicingenclik.com/?p=230</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye dün gerçekleştirdiği yan etkinlik ile
&#8220;Türkiye Cözüme Ortak Oluyor&#8221; başlıklı strateji belgesini açıkladı. Yoğunlukla delegasyon temsilcilerinin ve sınırlı sayıda sivil toplum kuruluşunun katıldığı toplantı, Türk&#8217;ün Türk&#8217;e propagandası olmaktan öteye maalesef geçemedi. Türkiye&#8217;nin ulusal stratejisinin ingilizce çevirisinin üzerine alelacele basılan &#8220;Taslak Metin&#8221; damgası da günü kurtarmaya yetmedi. Türkiye&#8217;nin 2012 sonrası uluslararası iklim değişikliği rejiminde alacağı role [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye dün gerçekleştirdiği yan etkinlik ile</p>
<p>&#8220;Türkiye Cözüme Ortak Oluyor&#8221; <img class="alignright size-medium wp-image-231" title="Türkiye neye ortak oluyor?" src="http://cop15.iklimicingenclik.com/wp-content/uploads/2009/12/DSC04010-300x225.jpg" alt="Türkiye neye ortak oluyor?" width="300" height="225" />başlıklı strateji belgesini açıkladı. Yoğunlukla delegasyon temsilcilerinin ve sınırlı sayıda sivil toplum kuruluşunun katıldığı toplantı, Türk&#8217;ün Türk&#8217;e propagandası olmaktan öteye maalesef geçemedi. Türkiye&#8217;nin ulusal stratejisinin ingilizce çevirisinin üzerine alelacele basılan &#8220;Taslak Metin&#8221; damgası da günü kurtarmaya yetmedi. Türkiye&#8217;nin 2012 sonrası uluslararası iklim değişikliği rejiminde alacağı role hiç yer verilmeyen sunumlarda, gönüllü karbon piyasalarından atık sektörüne bolca <em>(ve anlamsızca)</em> teknik bilgi verildi. Ozel sektör dışında herhangi bir sivil toplum temsilcisinin konuşmadığı sunumda, Türkiye&#8217;nin Kyoto&#8217;ya yeni taraf olan bir ülke olarak Kyoto Protokolünün devamı ve 2. taahhüt döneminden yana olup olmadığı konusunda da sorular cevapsız kaldı. Türkiye, tanıtımı yapıldı yapılmasına da iklim meselesinde strateji belgesinde yer alan &#8220;yerli kömürün&#8221; özendirilmesinden &#8220;nükleer çözüme(!)&#8221; kadar pek çok konu geçiştirildi. Yazık oldu, yazık oldu.</p>
<p style="text-align: left;">Toplantının girişinde Cevre ve Orman Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Hasan Z. Sarıkaya&#8217;nın yaptığı açılış konusmasının videosunu <a href="http://www.youtube.com/watch?v=XDzh9qzgG80">Türkiye Cözüme (?) Ortak Oluyor &#8211; Yan Etkinlik Açılışı</a> adresinde bulabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://cop15.iklimicingenclik.com/?feed=rss2&amp;p=230</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İlk haftanın sonundan&#8230;</title>
		<link>http://cop15.iklimicingenclik.com/?p=273</link>
		<comments>http://cop15.iklimicingenclik.com/?p=273#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 Dec 2009 21:31:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Selj</dc:creator>
				<category><![CDATA[Selçuk Balamir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://cop15.iklimicingenclik.com/?p=273</guid>
		<description><![CDATA[“Dünyayı kurtarmak için on gün” olarak lanse edilen COP15’de yarıyoldayız. Bu ilk hafta ayak sürümeler, kulak tıkamalar ve burun kıvırmalarla geçtiğine göre, ikinci yarının beklenmedik bir hızda gelişeceğini, ve sürprizlere gebe olduğunu öngörmek zor değil.
Yine de, kazanımları olmayan bir hafta değildi bu. Gerek Tuvalu’nun çıkışı, gerek Bella Center’ın her köşesinde hissedilen sivil toplum baskısı, bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>“Dünyayı kurtarmak için on gün” olarak lanse edilen COP15’de yarıyoldayız. Bu ilk hafta ayak sürümeler, kulak tıkamalar ve burun kıvırmalarla geçtiğine göre, ikinci yarının beklenmedik bir hızda gelişeceğini, ve sürprizlere gebe olduğunu öngörmek zor değil.</p>
<p>Yine de, kazanımları olmayan bir hafta değildi bu. Gerek Tuvalu’nun çıkışı, gerek Bella Center’ın her köşesinde hissedilen sivil toplum baskısı, bir çığ gibi büyüyen iklim adaleti talebinin gelişmiş ülkelerin bağış kırıntılarıyla geçiştirilemeyeceğini gösterdi.</p>
<p>Bunun doruk noktası 12/12 yürüyüşü oldu kuşkusuz. Yeşil’in ve Kızıl’ın, çevresel ve toplumsal tüm direniş güçlerinin ilk defa bu ölçekte buluştuğu, artık gözardı edilemez bir küresel harekete dönüşen İklim Adaleti mücadelesinin güç gösterisi niteliğinde bir gündü.</p>
<p>Peki ya kolluk güçlerinin buna tepkisi nasıl oldu dersiniz? Çok kalabalık ve kontrolsüz olmasına rağmen, saatler boyunca son derece sakin ve olaysız yürüyen kortejden orantısız tutuklamalarla gözdağı vermek, planlanan diğer eylemler öncesi korku salmak.</p>
<p>Tarihsel sorumluk, kişi bası salınım oranları ve yasal çerçeve tartışmaları devam ede dursun, bu manzara artık sokağın da müzakerelere taraf olduğunu işaret ediyor. Bu yüzden ikinci hafta sivil toplumun Bella Center’a girişine set çekilmiş oluşu şaşırtıcı değil.</p>
<p>Bu durumda üç tane bilinmezle karşı karşıyayız demektir. Bunlardan birincisi, delegelerin bundan sonraki virajlarda nasıl bir tutum sergileyeceği, toplantıların devap edip edemeyeceği. İkincisiyse, sürecin dışına itilen sivil toplumun radikalize olup olmayacağı.</p>
<p>Üçüncüsü ise, sokağın bir sonraki büyük randevusu olan Çarşamba günü Bella Center’ın önünde toplanacak binlerce kişinin, tarihin akışına yön verme tutkusuyla neler yapabilecekleri&#8230; Dünyanın İklim Adaleti çağrısı, duvarları aşıp içeride yankılanabilecek mi?</p>
<p>Paul Hawken, İklim Krizi hakkında güzel bir saptamada bulunmuş:</p>
<p><em>“Eğer bilime bakıp dünyaya ne olduğu hakkında kötümser değilseniz, verileri anlamıyorsunuz demektir. Eğer iklim adaleti için çalışan insanları görüp de iyimser değilseniz, nabzınız atmıyor demektir.”</em></p>
<p>İkinci hafta başlarken, buna bir madde daha eklemek gerekiyor:</p>
<p><em>“Eğer COP15&#8242;te olup bitenlere bakıp aklınız karışmıyorsa, belki de politikacılara çok güveniyorsunuz demektir.”</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://cop15.iklimicingenclik.com/?feed=rss2&amp;p=273</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>COP15&#8242;te toplantılar Afrika ülkeleri tarafından boykot edildi</title>
		<link>http://cop15.iklimicingenclik.com/?p=225</link>
		<comments>http://cop15.iklimicingenclik.com/?p=225#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 Dec 2009 15:34:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ethemcan Turhan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://cop15.iklimicingenclik.com/?p=225</guid>
		<description><![CDATA[Bu sabah, Afrika Birliği ülkeleri gelişmiş dünyayı temsil eden Ek-1 ülkelerinin tarihsel sorumluluklarından kaçarak Kyoto Protokolü altında 2012 sonrası yeni bir taahhüt dönemi başlatmaya karşı verdikleri çabaya, toplantılardan çıkarak ve toplantıyı askıya aldırarak cevap verdiler. Ek-1 ülkelerinin ABD&#8217;yi de içerecek ama yasal bağlayıcılığı olmayan bir anlasmayı bastırmaları başta Afrika Ulkeleri olmak üzere G77 ve Cin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu sabah, Afrika Birliği ülkeleri <img class="alignleft size-medium wp-image-226" title="stand with afrika" src="http://cop15.iklimicingenclik.com/wp-content/uploads/2009/12/stand-with-afrika-300x200.jpg" alt="stand with afrika" width="300" height="200" />gelişmiş dünyayı temsil eden Ek-1 ülkelerinin tarihsel sorumluluklarından kaçarak Kyoto Protokolü altında 2012 sonrası yeni bir taahhüt dönemi başlatmaya karşı verdikleri çabaya, toplantılardan çıkarak ve toplantıyı askıya aldırarak cevap verdiler. Ek-1 ülkelerinin ABD&#8217;yi de içerecek ama yasal bağlayıcılığı olmayan bir anlasmayı bastırmaları başta Afrika Ulkeleri olmak üzere G77 ve Cin bloğu ülkelerini toplantıları protesto etmeye itti. Ek-1 ülkeleri halen 2013&#8242;te başlaması planlanan Kyoto Protokolü&#8217;nün 2. taahhüt döneminde  nasıl bir azaltım yapacaklarını açıklamadılar. Dahası pek çok uluslararası kurumun 100 milyar dolarlar seviyesinde tahmin ettiği uyum ve teknoloji transferi için gerekli finansman yardımı için henüz masada sadece 10 milyar dolar var.</p>
<p>Görüşmelerin tıkandığı ve yarından itibaten daha katı güvenlik tedbirlerinin yürürlüğe gireceği Kopenhag&#8217;da, Friends of the Earth International bugün öğle saatlerinde Afrika ülkeleriyle yanyana durmak ve Kyoto&#8217;nun devamı için sayısal azaltım taahhütlerini hemen duymak için bir flashmob yaptı. Ekteki linkte bu eylemin videosunu bulabilirsiniz.</p>
<p><a href="http://www.youtube.com/watch?v=1Ew3gMb-KSU">COP15&#8242;te Afrika Ülkeleriyle Dayanışma Eylemi</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://cop15.iklimicingenclik.com/?feed=rss2&amp;p=225</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kalabalığın içinden!!</title>
		<link>http://cop15.iklimicingenclik.com/?p=215</link>
		<comments>http://cop15.iklimicingenclik.com/?p=215#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 Dec 2009 10:09:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Duygu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Duygu Caymaz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iklimicingenclik.com/cop15/?p=215</guid>
		<description><![CDATA[100.000 kişilik bir iklim ekibiyle 7 saatlik bir yürüyüşün ardından, hem yasal bağlayıcılığı olan bir anlaşma çıkması için daha bacaklarımın ağrısı geçmemişken bir kez daha yürümeye hazır, hem de hakkın yerini bulmasının icap ettiği her türlü konuda ayak direyen müzakerecilerinin temsil ettikleri ülkelerinin halklarını 100.000 kişinin arasında ses tellerini yitirircesine ‘artık harekete geçin’, ‘borcunuzu ödeyin’, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>100.000 kişilik bir iklim ekibiyle 7 saatlik bir yürüyüşün ardından, hem yasal bağlayıcılığı olan bir anlaşma çıkması için daha bacaklarımın ağrısı geçmemişken bir kez daha yürümeye hazır, hem de hakkın yerini bulmasının icap ettiği her türlü konuda ayak direyen müzakerecilerinin temsil ettikleri ülkelerinin halklarını 100.000 kişinin arasında ses tellerini yitirircesine ‘artık harekete geçin’, ‘borcunuzu ödeyin’, ‘hemen şimdi’ sloganlarıyla bağırdığını görmüş olmaktan dolayı gururluyum. Özetle 100.000 kişinin uzak diyarlardan kendilerinden başka yüzlerce kişiyi temsilen Kopenhag’da sokaklara dökülmesi, bu kalabalığın değişmeye devam edecek olan iklimle birlikte sele dönüşecek olduğunun bir kanıtıydı. Bunu an be an içinden görmüş olmak, iklim değişikliğiyle mücadele hazırlıkları arasında, yerli kömürü ve nükleeri işaret eden ve 2012’ye kadar sorumluluk almayıp 2012’den sonra apar topar iklimle mücadele etmeye belki katılacak olan Türkiye’yi de adalete çağırmaya itiyor. Haydi Türkiye Haydi Türkiye Haydi! !Yerli rüzgar, yerli güneş! ! Şimdi! ! !</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://cop15.iklimicingenclik.com/?feed=rss2&amp;p=215</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
